İçeriğe geç

İngilizce 200 söz kalıbı ve deyim. 2 – kısım

İngilizce kalıpların ikinci ve son kısmı. İyi çalışmalar

  • Don’t piss me of — Beni kızdırma, delirtme
  • What brings you to here — Seni buraya getiren nedir ?
  • That ship has sailed — O gemi çoktan kalktı
  • İt isi beyond me! — Bu beni aşar
  • Bıkt from the blue — Beklenmedik süpriz
  • Shut up — Kapa çeneni
  • We are safe and sound — Güvendeyiz, tehlike geçti
  • He who laughs last laughs loudest — Son gülen iyi güler
  • İ mam side and tired — Bıktım, usandım
  • You can not judge a book by it’s cover — Birini dış görünüşüne göre yargılayamazsın
  • Haste makes waste — Acele işe şeytan karışır
  • You are welcome — Bir şey değil, rica ederim
  • There are other fish in the sea — Denizde başka balıklar var, umudunu yitirme
  • it is always darkest before the dawn — Karanlığın en yüksek olduğu an, şafağın öncesidir
  • Make yourself at home — Evindeymiş gibi rahat ol
  • Don’t wait, dıst dig in — Bekleme, hadi yumul( yemek için söylenir)
  • A perfect storm — Olabiliecek en kötü durum
  • She’s crying over a split milk — Sütü döküldükten sonra ağlamak, olup bittikten sonra ağlamak
  • Get over it — Aş artık bunu
  • İ am in love her/him — Ona aşığım
  • Shit — B*k
  • Guess what — Ne oldu bil bakalım
  • Give me a hand — Bana yardım et
  • İ agree — Kabul ediyorum
  • Spill the beans — Ağzındaki baklayı çıkar
  • You are nuts — Çıldırmış olamlısın
  • The balls is in your court — Top Senin sahanda, karar senin
  • Who cares — Kimin umrunda
  • Break a leg — Şeytanın bacağını kır / iyi şanslar
  • For my sake — Benim hatrım için
  • Put yourself in my shoes — Empati yap, kendini benim yerime koy
  • The devil is in the details — Şeytan ayrıntıda gizlidir.
  • İ am in a hurry — Acelem var
  • it’s none of your business — Seni zerre ilgilendirmez
  • Cutting corners — Kestirmeden gidelim
  • İ am proud of you — Seninle gurur duyuyorum
  • İ am lost — Ben olaydan koptum, kaçırdım , kayboldum
  • Get out of hand — Kontrolden çıkmak. Olay / durum
  • it crackend me up — Gülmekten yarıldım
  • i know him like the back of my hand — Avucumun içi gibi bilirim
  • She can not take a joke — Şaka kaldıramaz
  • Are you kidding ? — Benimle dalga mı geçiyorsun ?
  • Get well soon — Umarım çabuk iyileşirsin
  • Call it a day — Bir eylemi sonlandırmak
  • Don’t bother — Sıkma kendini, dert etme
  • Every dog has it’s day — Herkese sıra gelir, Seninde sıran gelecek
  • in/for ages — Asırlardır.Çoktandır
  • Enjoy your meal — Afiyet olsun
  • The best thing since sliced bread — Çok güzel bir icat
  • i m in touch with they — Onlarla görüşüyorum, temastayım
  • Break the ice — Arada ki buzları eritmek
  • A penny saved is a penny earned — Biriktireceğin parayı daha sonra harcayabilirsin
  • A snowball effect — Çığ etkisi
  • A picture is worth 1000 words — Bir resim bin kelimeye bedeldir. ( Bir musibet, bin nasihatten iyidirin ingilizce versiyonu)
  • Live and learn — Yaşa ve göre
  • İ’ill keep an eye on you — Gözüm üzerinde
  • İ will do my best — Elimden gelenin en iyisini yapacağım
  • Come on — Hadi
  • İ have an idea — Bir fikrim var
  • Let me guess — Bırak tahmin edeyim
  • Don’t put all your eggs in one basket — Bütün yumurtaları aynı sepete koyma ( Herşeyi aynı ihtimale bağlama )
  • What a shame — Yazıklar olsun
  • it’s finger lickin good — Parmaklarını yersin
  • A stich in time saves nine — Sorunu büyütmeden halletmeli ( yılanın başını küçükken ezmeli)
  • So so — idare eder, şöyle böyle
  • Calm before storm — Fırtınadan önceki sessizlik
  • No pain, no gain — Acı yoksa kazanç yok
  • İt’s not rocket science — Roket bilimi değil ya, yaptığın işi çok abartma
  • in the middle of nowhere — Hiç bir yerin ortasında değilim
  • Never mind — Boşver, salla gitsin
  • İ dont mind — Benim için fark etmez, umursamıyorum
  • Have nice time — Eğenceli taktikler
  • A bird in the hand is worth two in the bush — Eldeki kuş, daldaki kuştan iyidir.
  • Don’t cry over split milk — Dökülmüş sütün arkadasından ağlamaya gerek yok
  • Time is money — Vakit nakittir
  • İ know what i said — Ne söylediğimi bilmiyorum
  • i’ill get the phone/door — kapıya ben bakarım / telefona
  • Costs an arm and a leg — Pahalıya mal olmak
  • Time’s up — Zaman bitti
  • İmagine — Hayal et
  • it is better than nothing — Elde hiçbirşey olmamasından iyidir.
  • Mind your own business — Kendi işine bak
  • i am broke — parasızım
  • Cross your fingers — Şans dile( tahtaya vur)
  • As soon as possible — Olabildiğince çabuk
  • Long time no see — Uzun süredir görmedim
  • it’s not the end of world — Dünyanın sonu değil
  • Have a heary — İnsaf be
  • No comment — Yorumsuz
  • Have your head in the clouds — Aklı havada (Dikkat vermemek)
  • Bite the bullet — Kaçınılmaz olduğundan dolayı bir şeyi kabullenme
  • A snowball’s chance in gell — Hiç şans yok ( Kar topunun cehennemde hiç şansı yok )

Son Güncellenme Tarihi

Tarih:İngilizce

İlk Yorumu Siz Yapın

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir